AH O KEŞKELER!

0

   Planlandığınız günlük soru sayısına ulaştığınız, çalışmayı düşündüğünüz her konunun üzerinden geçtiğiniz oldukça verimli bir günü geride bıraktığınızı düşünün.
Gösterdiğiniz yoğun çabanın, sınav esnasında meyvelerini vereceğinin bilincinde keyifle
yatağınıza uzanıyor ve uykuya dalıyorsunuz. İşte tam da böyle bir durumda her şeyin sizin
kontrolünüz altında olduğunu zannedebilirsiniz ancak unutmayın ki, hayat her koşulda insanlara keşke dedirtecek cürete sahiptir. Her ne kadar sözel puan türünde Türkiye derecesi yaparak hedefimdeki üniversite ve bölüme giriş yapmış olsam da geriye dönüp baktığımda
çoğu insan gibi benim de keşke dediğim bazı noktalar mevcut. Bu yazımda üniversite sınav sürecinde üstesinden gelmekte yetersiz kaldığım bazı keşkelerin üzerinde duracağım.
   Türkçe testinde paragraf sorularının ne kadar önemli bir yere sahip olduğu hakkında
sayısız nasihat aldığınıza adım gibi eminim. Öyle ki, “Günde en az şu kadar paragraf sorusu
çözmen şart.” gibi cümleler beyninize kazınmış olmalı. Tüm bu atmosfer bir yana dursun, ben de dahil birçok sınav adayının paragraf sorularını göz ardı ettiği bir gerçek. İnsanoğlu işte! Bir musibet bin nasihatten yeğdir derler.
   Sınava iki aydan daha az bir süre kala özel bir kurumda girdiğim TYT denemesi,
kendime gelmemi sağlayan okkalı bir şamar etkisi yaratmıştı. Zira Türkçe testinde ortaya koyduğum performans o zamana kadar yaptıklarım arasında en kötüsüydü. Tabiri caizse dibe vurmuştum ve bunun sebebi paragraf sorularında zaman kaybetmemde yatıyordu. Bu sorulara gereğinden fazla zaman ayırmakla kalmayıp üstüne bir de çoğunu yanlış yapmıştım. Peki ne mi yaptım?
   Oturup sabahlara kadar ağladığımı düşünebilirsiniz ama hayır. Denemeden çıktığım gibi yaptığım ilk iş en yakın kitap satıcısına giderek paragraf özelinde bir soru bankası satın almak oldu. Geri kalan iki aylık periyotta her çözdüğüm paragraf sorusunu kayda alarak ilerleme kaydettim. Günün sonunda arkamı toparlamayı başarmış ve sınavda çıkan paragraf
sorularından hiç fire vermemiştim. Yine de bunca telaşa hiç ama hiç gerek yoktu. Klişe geldiğini biliyorum ancak gerçek şu ki, oyunu kurallarına göre oynamak zorundayız. Bu
yüzden düzenli bir şekilde paragraf sorusu çözmeyi ihmal etmeyin.
   Bana sözel puan türünün en ön plana çıkan dersinin ne olduğunu sorsanız tarih
sevdalısı bir arkadaşınız olarak vereceğim cevap edebiyat olacaktır. Kabul ediyorum, son
yıllarda öğrencilerin karşısına çıkartılan edebiyat sorularının eleyiciliği oldukça düşük ancak
bu, edebiyat dersinin ikinci basamakta(AYT) en büyük paya sahip olduğu gerçeğini
değiştirmiyor. Peki bu gerçeğin farkında olmayan ben ne mi yaptım?
   Edebiyat konularına ağırlık vermekte oldukça geç kaldım. Öyle ki, Şubat ayının sonuna geldiğimizde dahi haftalık çalışma programlarımda edebiyata yalnızca iki gün
ayırıyordum. Tahmin edebileceğiniz üzere, maratonun sonunda ‘Cumhuriyet Dönemi Türk
Edebiyatı’ konusunda büyük eksikliklerim vardı ve sınava da bu eksikliklerle beraber girdim.
AYT’de karşıma gelen yirmi dört edebiyat sorusundan cumhuriyet dönemi ile ilgili olan ikisini boş bıraktım. Boş bırakılan bu iki soru, hedefime giden yolu kapatmış olsaydı şüphesiz ki acısı çok daha büyük olacaktı. Siz değerli arkadaşlarım varlığı dahi korkutucu olan bu ihtimale, iki sorunun geleceğinizi değiştirmesine izin vermeyin. Uzun lafın kısası, edebiyat
konularınızın sınava kadar yetişmesini istiyorsanız bu dersin çalışmalarını asla ama asla aksatmayın.
   Bu cümleleri kurarken klavyedeki tuşlara ritmik bir şekilde basarak kendimce
eğlendiğim esnada bana ayrılan karakter uzunluğuna çoktan geldiğimi fark ettim. İlerleyen yazılarımda keşkelerimi aktarmaya devam edeceğim. Siz siz olun son düdük çalana kadar gardınızı indirmeyin, keşkelerinizi minimum seviyede tutmak için çaba sarf edin. İyi çalışmalar diliyorum.

Kaan ÖZTOPRAK

Bir yorum bırakın