Asıl ‘BAŞARI’ Seçimlerimizdeki Cesaretimizdir

0


   Bu yazımda ‘başarı öykümü’ anlatmam istendiğinde açıkçası biraz gerildim
çünkü başarı kelimesi göreceli olabileceği gibi benim için çok büyük bir önem taşır. Hayattaki
en büyük korkumun başarısızlık olması da bundaki en büyük etken sanırım. O yüzden size Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü nasıl kazandığımı değil, bu bölümü okumaya ve eşit ağırlıktan sözel alana geçmeye ailemi ve çevremi nasıl ikna etmeyi başardığımı hatta en
önemlisi karar verme sürecimi anlatmak istiyorum.

   Hepinizin bildiği gibi Türkiye’de ebeveynler çocuklarının sayısal ya da eşit
ağırlık alanlarını tercih etmesini isterler. Bunun en önemli sebebi ise gelecekteki meslek
yaşamı ve iş imkânları kaygısıdır. Ne yazık ki sözel alanı tercih eden öğrenciler, sayısal ve eşit ağırlık öğrencilerinden daha az zekilermiş gibi düşünülür. Sizi temin ederim ki bu çok yanlış. İlgi ve merak duyduğunuz alanların farklı olması sizi daha az zeki yapmaz. Her alanın
öğrencileri kendi içerisinde farklı ve özeldir.

   Her zaman İletişim Fakültesinde okumak ve bu alanda kariyer hedeflerimi
oluşturmak istiyordum. 12. Sınıfın başlarına kadar eşit ağırlık öğrencisiydim. Hedeflerimi öğretmenlerime anlattığım zaman beni sözel sınıfına aldılar ve ders takibimi, soru hedeflerimi buna göre şekillendirdiler. Öğretmenlerimin yolumu aydınlatmasıyla
rahatlamıştım çünkü sınava hazırlık döneminde kararsızlıklar hem zaman kaybettirir hem de
umutsuzluğa düşürür.

   Ailem her ne kadar seçimlerimi destekliyor da olsalar bir noktada kaygılanıyorlardı. 18 yaşındaysanız ve hayatınız, geleceğiniz hakkında radikal kararlar almaya başladıysanız ebeveynler için endişelenme zamanı gelmiştir. Nitekim benim ailem içinde öyle
oldu. Bunun bir heves mi yoksa ciddiyetle verilmiş bir karar mı olduğunu anlamaya çalıştılar.
   

   Daha öncede dediğim gibi zaman, çok kıymetliydi ve hevesle verilmiş bir karar
matematik gibi önemli bir derste birçok konuyu kaçırmamı ve çalışma sistemime telafisi pek
zor olacak zararlar vermemi sağlayabilirdi. Neyse ki öğretmenlerim ve ben, alanlar arası geçişimin kısa süreli bir heves olmadığını iyi biliyorduk. Kararlı ve sıkı bir şekilde çalışmalarıma devam etmemle birlikte ailem de bir süre sonra ikna oldu. Hangi alanı seçiyor olursanız olun bu kararın çok önemli olduğunu unutmamanızı istiyorum. Kendinizi dinlemeniz ve kararınız konusunda emin olmanız gerekiyor. Bende bu yüzden kendime sorular sordum ve cevapları kararımı kesinlikle destekler nitelikteydi.

● Seçtiğin alanın dersleri ilgini çekiyor mu?

● Seçtiğin alanın derslerinde seni sıralamada öne geçirebilecek netler çıkarabilecek misin?

● Seçtiğin alanın meslek seçenekleri sana hitap ediyor mu?

● Seni mutlu edecek ve ileride işe hevesle gideceğin güzel bir hayat vaat ediyor mu bu meslek?

● Başkasının hayallerinin mesleğini mi kazanmaya çalışıyorsun yoksa kendininkini mi?

   Bu sorulara cevap vermeni, seçimlerinin nedenlerini – sonuçlarını çok iyi
bilmeni ve kendini tanımanı istiyorum. Kendini iyi tanıman sadece bu zorlu süreçte değil
ömrün boyunca çok işine yarayacaktır. Unutma ki üniversite sınavında güzel bir sıralama
yakalamak senin hedefin olmamalı. Bu sadece bir araç. Senin hedefin kariyer planını
oturtmak istediğin mesleğe ulaşmak. Bu yüzden cesur olmayı unutma çünkü asıl ‘başarı’
seçimlerimizde gösterdiğimiz cesarettir.

HATİCE ÜNÜLÜBOSTAN

Bir yorum bırakın